Eşcinsel çoçukluk ile ilgili özgün filmlerden biri olan “Biz Hayvanlar – We the Animals” izlemeye gidin.

This post is also available in: English Русский ไทย

Click here for more stories in this language

Aaa.ah, O çoçukluk zamanları…Yetişkin hayatımızın büyük bir çoğunluğunu “içimizdeki çocuk ile” (yani saf ve masum halimizle) bağlantı kurmaya çalışarak geçiriyoruz ama büyürken yaşadığımız tecrübelerden oluşan o ince çizgideki dengeyi göz ardı ediyoruz. Geriye doğru ya pembe gözlüklerle yada dehşet içinde, bu konuyu da hala nasıl aşamamışım da yoluma devam edememişim diyerek bakıyoruz. Yeni vizyona giren sinema filmi  We the Animals  (Biz Hayvanlar,) çoçukluğumuz la alakalı…

Çoçukluğumuz hakkında muhtemelen binlerce sinema filmi sahnesi çekilmiştir, ama özgün olanlarının sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Benim favorilerimi sorarsanız: Francois Truffaut’s The 400 Blows, 4 yaşındaki kız çoçuğunun Ponettedeki zorlu hayatını anlatan filmi ve tartışmasız olarak, Justin Torres’in romamından alintı yapılarak çekilmiş ve yeni vizyona giren, Jeremiah Zagar’in We the Animals filmini sayarım.

Zagar, diyor ki kitabin “Muhteşem bir giriş bölümü var. Gördüğüm anda tutuldum. Kitabı kaptığım gibi kitapçı dükkanının kafesine gittim ve tamamını okudum. Kitap zaten 100 sayfa kadar, sanki bir makale okur gibi.”

We the Animals poster Biz Hayvanlar

Zagar —Torres’in yardımı ve yardımcı senaryo yazarı Dan Kitrosser — ile bu incecik kitapdan duygusal içeriği yoğun ve kardeşlik ruhunu, aşk ve cinsellikle bezenmiş, dolu dolu bir senaryo cikardilar. Porto Riko’lu baba ile beyaz bir kadin’ın en genç oğlu; Jonah’in gözünden anlatılan hikayede, sanki Terrence Malick, şairin gözünden işçi ailerin sevgi anlayışını bütün çelişkileri ile gözler önüne sererken, işçi ailerinin karanlik-gri hayatlarından kesitler sunuyor.

Genç profesyonel Evan Rosado’nun himayesindeki Jonah, çelişkiler yumağı içinde. (Sahne genellikle sessiz oynanmış. Rosado yüzünde aniden değişen mimiklerle ve daha da etkili olarak gözleriyle, kendini ifade ediyor.)
O, anasi (Sheila Vand) ve babasi (Raúl Castillo’nun – Looking)filminden sonra kendini geliştirmek için uzun bir yol katetmiş olan ) karmaşık danslarını izliyor ve ağabeyleri Manny ve Joel’in hassas dengedeki hayatlarını köprülüyor.

Jonah, duygusal ve senaryo akışındaki fonksiyona göre ötekileştirilmiş bir birey. (ve filmin büyük bir kısmı çoçuğun gözünden (perspektifiyle) çekilmiş.) Kendisi, ve hatta biz bile başlangıçta senaryonun alt yapısının yeni keşifler üzerine kurulu olduğunu bilmiyoruz.

we the animals jonah
Evan Rosado’un oynadıgı Jonah

“Kitap’dan çok etkilendim” diyor Zagar, “senaryoyu yazarken ki tek hedefim konuyu doğru bir şekilde aktarabilmekti. “ Kitapda (Jonah’in) pek gözler önünde olmayan cinselliğine dair ip uçlari serpiştirilmiş ve nerdeyse kitabin sonuna kadar hiç bir şey net değil.” Heteroseksüel olan Zagar’a atfen,Torres ve Kitrosser LGBTQ deneyimini özgün bir şekilde hissetirmek için çabalamışlar. Zagar’in dökümante edilmiş olan özgeçmişinde köklü bir işçi ailesi “realitesi” deneyimi var.

Bir yandan da, We the Animals, Akademi Ödülü-kazanmış Moonlight fimini andırıyor. — Kısa metrajlı bu filimde, kendini temsil edemeyen (biri siyahi, diğeri melez irk’dan) bir toplulukda, cinselliğin yeni filizlenmeye başladığı anları anlatıyor.
Filim, ilgili olabilecek bir izleyici kitlesi yakalayabilir ve zincir etkisiyle daha geniş kitlelere ulaşabilirse ne âlâ.

We the Animals filminin tanıtımınıaşağıda ki linkden izleyebilirsiniz::

Biz Hayvanlar – We the Animals filmi vizyona girdi.

Imaj, Sundance Enstitüsü izni ile kullanılmıştır.

Click here for more stories in this language